Bugün Bükreş'e gidiyorum. Böyle büyük yolculuklarda, uzun tatillerde beni kitleyen bir şeyler oluyor. Öncesinde hiçbir şey yapamıyorum. Ne okuyabiliyorum, ne çalışabiliyorum... Hazırlığımı önceden yapıyorum ama valizin ağzı hep açık. Beynimde bin türlü senaryo, bir an önce vakit gelsin de gidip döneyim işte. Bazı insanlar ya geçmişte ya gelecekte, bir türlü anın içine giremiyor. "Bazı" deyince sanki çok az bir oranmış gibi geliyor ama bence insanların çoğu böyle zaten. An'a odaklanmak bu kadar kolay olsaydı yok meditasyondu, yogaydı, yaşam koçuydu... Her neyse, ne diyordum, Bükreş. Her şey uçağa binene kadar, sonra geçiyor. Yakın zamanda biriyle tanıştım, belli bir yaştan sonra bağ kurmak kolay olmaz sanıyorsun ama hayat insanı şaşırtıyor. Uçağa binince geçiyor, dedi o da. Sonra da bir güzel tembihledi, oraya kendinden başka bir şey götürme, yeni biri ol gel, diye. Yapabilir miyim bilmiyorum. Bazı şeyleri sıfırlamaya gidiyorum bir yandan da. Çünkü yol arkadaşımla onc...
Kayıtlar
Özgürlük Yolları'nın ilk kitabı Akıl Çağı bitti. Çok sıkılarak okudum ama çok iyi romandı gerçekten. İkinci cildi internetten indirip Kindle'a attım, oradan okuyacağım. Bükreş'e götürmek de rahat olur hem. Köyde hava dengesiz. Bir yağmur bir soğuk bir güneş bir sis bir sıcak. Birkaç saatliğine evde yalnızım, yaşasın. Ne yapsam şaşırmış haldeyim, sanki başına otursam birden bire bir öykü yazabileceğim. Öte yandan Krom'un yazısı var, ona başlamıştım, bitirmek için iyi fırsat. Romanın ikinci cildine de şöyle bir bakayım derken ona mı devam etsem. Aslında çok tatlı bir öğle uykusu da gider şimdi. Mutfaktaki işlere el atacağıma da söz vermiştim önce onu yapsam... :) Geçen ilginç bir şey oldu, M.S.O.'nun torunu mail attı. Çok sevindim. Çok nazik bir dille yazılmıştı, biraz da sitemkardı -haklı olarak. Ama ben de onlara ulaşmaya çalışmış, başaramamıştım. Hiçbir isim yoktu ki elimde, nasıl ulaşayım. Bakalım şimdi yeni bir çalışma yapalım dedik, çok heyecanlıyım. Güzel bir...
Dut ile incirin arasında bir salıncak. Rüzgârın getirdiği portakal çiçeği kokusu. Serin ama güneşli hava. İki gündür yağan yağmurun capcanlı kıldığı orman. İki tepenin arasında uzanan ışıl ışıl deniz. Etrafta koşturan kediler. Sağ sola serpiştirilmiş kocaman yaseminler, rengarenk güller, toprakta sarı beyaz papatyalar. Hiç susmayan kuşlar. Nefis bir sessizlik. Ertesi gün gelen güncelleme: Merhaba tırpan motoru sesi. Merhaba sis.